Tengiz Türk
13 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

Hobi

Elektronik Uğraşıları

Çocuk iken...

Modelcilik

Kimya Uğraşıları

Bu Blog...

Kullanışlı Bilgiler

Kitap Önerileri

Yazılım (Program)

Tasarımlar

Fizik Uğraşıları

Custom Search
Diğer İçeriklerim (52)
Tüm içeriklerim
Tnt
Takipçilerim (13)
13 02 2010

KUM DÜZÜ SAVAŞI-2 (Mahalle İçi Savaşlar-3)

                                   => Yazının Bir Önceki Kısmını Okumak İçin Tıkla  Bir çığırtı kopararak elimdeki tüm taşları fırlattım havaya ve gülünçtür ki kendi bu kez siperlerimize doğru hücuma geçtik. Ortalığı dağıtan bu düşman askeri, kendi yıkılmaz ''Doğal'' siperine sırtına yediği bir kaç taşla beraber atlayıp gözden kayboldu hemencecik. Ama giderken de boş durmayıp bize verdiği zararı kat kat artıracak bir kaç manevra da yapmayı unutmadı. En son baştaki askerime siperini koruması için emir vermiştim ama dinlememişti işte.                 Harita6: Kum Düzünü Geri Alma Mücadelesi. Bu an, olmadık yerde olmadık mevziler almamıza neden olmuş ve cephemizde bir süre devam edecek olan çöküş ve panik havasını yaratmıştı. Benim Kuvvetim Hem Saldırı Hem Savunma Yapıyor. Kum Düzü tepesini geri almıştık... Hemen yıkılan kuyularımıza geçip savaş durumunu sürdürdük. Bu sırada düşman çoktan yeni saldırı düzenini almış ve bizim cephemizdeki karmaşayı fırsat bilip her yönden saldırıya geçmişti. Tanrım! Savaşın bu noktasında yenilecekmiydik yoksa? Ya askerlerimin yıkılan siperleri nedeniyle moralleri olduğundan fazla bozulmuşsa, ya siperlerimiz hasar gördüğünden savunma durumunu bir türlü alamazsak, cephanemizde azalmış!!!...Düşmanın sığınağı yıkılmaz doğal uçurum nasılsa! Buraları bırakıp kaçmaya başlarsak bunun utancını nasıl kaldıracağım ben? Hayır! Böyle bir şey asla olmayacak! Sonuna kadar Direneceğiz! -HAAAAAAAAAAAA!!!!!!!!!! Siperlerimizi, savaş sürerken zar zor da olsa onarmayı başarmıştık. Hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak o... Devamı

28 01 2010

KUM DÜZÜ SAVAŞI-1 (Mahalle İçi Savaşlar-2)

Yazı Dizisinin İlk Kısmını Okumak İçin Tıkla  Kum düzlüğü savaşı, yazı dizisinin ilk kısmındaki kuşbakışı harita da 1. numaralı olarak gösterilen yerde yapılmıştı. Bu savaştan sonra bugün beni en çok düşündüren şey savaşın taşlarla ve sopalarla yapılmış olmasıydı. Çocukluk cesareti işte. Bugün eline taş alan birisini görsek topuklar kaçarız herhalde...            Resim1: Kum Düzlüğünün Yandan Görünüşü. Görüldüğü Üzere Bu Yer, Tepe Eteklerinin Mahalle İçine Sokulduğu Alanın En Uç Noktasında Ve Sonunda Ufak Bir Uçuruma Varılıyor. Bu Uçurumun Varlığı Daha Sonra Bizi Çok Zor Durumlara Düşürecekti...(En Öndeki Görüntü). Kum düzlüğünde ben ve diğer arkadaşlarım yine her zamanki gibi çeşitli kuyular açıp kendimize yeni oyunlar türetiyorduk. Havanın kavurucu etkisi, öğle vakti geçmiş olduğu için hafifçe kırılmıştı. Açtığımız kuyular o kadar simetrik ve düzgündü ki aklımdan hemen ''siper gibi oldular'' diye bir düşünce geçti. Ne şanslıymışım ki o anda uzaktan bize doğru gelen bir kaç arkadaşımda beni heyecanlandırmaya yetmişti. İşte düşmanda göründü! Elimde ne varsa yere bırakıp hemen yanlarına koştum ve ''Savaş yapalımmı, yer çok uygun hadi istediğiniz adamı seçin'' gibilerden dolambaçlı bir çok laf ettim. Savaş oyunlarını başlatmak çok zordur.  Savaşta özellikle karşı takıma atmaya çalıştığınız adamlar çok nazlıdır. Annesinin ona yaramazlık yapmaması için ettiği lafları hatırlayıp, giysilerinin yıpranacağını söyleyip, taşlı sopalı bir mücadeleye girmekten kaçınmanın gerektirdiği ... Devamı

20 01 2010

Mahalle İçi Savaşlar-1

                   Mahalle İçi Savaşlar (Öyküleşen Anılar)                                       1.KISIM  Mahalle içi savaşlar yazım, bu blogta ki beni en çok etkileyen yazılarımdan birisi olacak belki de. İlkokul-ortaokul çağlarımda düşlerimle yoğurduğum (düş dozunu aşırdığım) kendi dünyamda, heyecanımın zirve yaptığı ve kendimi epeyce kaybettiğim ‘’Mahalle İçi Savaşlar’’ Bazı yönlerden gerçek bir savaşı aratmıyor,  savaşçılık, yılmama, strateji vb. temel erdemleri birebir yaşatabiliyordu. Kuşkusuz o zamanlarda izlediğim  ‘’Gladyatör’’, ondan önceki ‘’Jane D’ark’’, Bir zamanlar Trt’de de gösterilen ’’Kardeşler Takımı’’, ‘’Kurtuluş’’ filmlerinin yanı sıra okuyup dinlediğim Kurtuluş ve Çanakkale Savaşı olayları da bu oyunları oynama ve isteğimizi artıran etkenlerdi. Savaşan tarafların Roma, GökTürk, Osmanlı, İngiliz, Fransız ve Türkiye gibi isimler alması da bu durumun açıkça göstergesiydi. Oyun sırasında nefesim kesilesiye kadar koşmam, yerlerde siper kazmam, sürünmem, gizli görevler yapmam da bu oyunların ayrı bir zevkli yönüydü…   En minik olduğumuz zamanlarda yaptığımız savaşlar genelde apartman bloklarının aralarında yapılan ‘’canlandırma’’ savaşlarıydı. Yani oyuna kim katılırsa evinden bir oyuncak silah alırdı, eğer bulamazsa tüfeğe ve tabancaya benzeyen ağaç dalı gibi şeylerden kendine oyuncak bir silah yapıverirdi. Taraflar kolayca seçiliverirdi ve ‘’dan, dan’’,’’Güm!’’,’’takır ... Devamı

08 01 2010

Yeşil Ateş Üretimi (Elektrolizden Renklere)

‘’ Pek az bilimsel buluş, bir rastlantı sonucu bulunmuştur’’. Uzun zaman önce okuduğum bir kitaptan aklımda kalmış olan bir tümce bu.  Mikrodalga fırınlar; cepte eriyen çikolatadan, yerçekimi olgun bir elmadan, radyasyon ışımaları bir filmde kalan koca bir lekeden, ‘’Kral Suyu’’ denilen çok tehlikeli bir asit ise İslam bilginlerinin ve simyacılarının altın üretme çalışmaları sırasında bulunmuş ve bu buluşlar bilim tarihine böylece geçmişler.  Bu yazımdaki ‘’Yeşil Ateş’’ üretimi de, bilimsel olup olmadığı önemli olmasa da pigment üretme çalışmalarım içinde rastlantı sonucu bulduğum ve ürettiğim, asıl amacımdan daha ilgi çekici olan bir uğraştı. Evde ressamın bol oluşundan doğan boya gereksinimini karşılama düşleri ile yaptığım elektroliz kökenli pigment çalışmalarını daha sonraki yazılarımdan birinde anlatacağım.    Yeşil Ateş dediğim şey aslında çoğumuzun bir şekilde gördüğü, renkli alev çıkaran çakmakları anımsatıyor ilk anda. Bu çakmaklar, çeşitli kimyasalları yakarak renkleri üretiyorlar ama benim yeşil alevim, normal ateşe tutulduğu zaman yeşil ışıklar saçan bir levhadan oluşuyor. İşin ilginç yönü ise bu levhanın ısı nedeni ile kolay kolay bozunup özelliğini yitirmemesi ve sağlam bir yapısı olması.  Levhanın üst kısmını kaplayan mineral yüksek olasılıkla Bakır(II) Klorat Bileşiği. Yüksek olasılıkla diyorum çünkü her ne kadar üretimde kullanılan kimyasal maddelerin içeriğini bilsem de, özellikle elektroliz sırasında oluşan yapıların içine sulu bileşikler gibi değişik maddeler katılabiliyor. Ya da siz bir ürün elde etmek istediğiniz zaman elektroliz sıvısına kattığın... Devamı

1...45678910111213