Tengiz Türk
13 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

Hobi

Elektronik Uğraşıları

Çocuk iken...

Modelcilik

Kimya Uğraşıları

Bu Blog...

Kullanışlı Bilgiler

Kitap Önerileri

Yazılım (Program)

Tasarımlar

Fizik Uğraşıları

Custom Search
Diğer İçeriklerim (52)
Tüm içeriklerim
Tnt
Takipçilerim (13)
06 06 2011

Bir Hıdırellez Akşamı...

     O eski 5 Mayıs            akşamları okul çıkışında      büyük bir beklentiyle evlerimize koşar,  yemeğimizi  yedikten sonra da kendimizi hemencecik sokağa atardık... Büyük  ağabeylerde mahallemize  oldukça  uzak       olan sanayiden yürüttüklerini söyledikleri bir  sürü eski püskü lastiği uygun bir yere yığar,  ardından da  başka abilerin olduğu gruplarla lastik  kavgası yapar, genelde bizim evin yakınlarında oturan abilerin  eline de pek bir şey kalmazdı...    Yazılı ve türlü sınavların olduğu  döneme denk gelen ve  genelde  gergin geçen Mayıs ayının bu  ılık gecesinde yüreğimizde  çocukça yaşattığımız karşılıksız  komik  aşklar canlanır,  içimizde  kır  çiçeklerinin kokusuyla birlikte  gelen yaz mevsiminin  eğlence ve oyun kokan heyecanı yeşerirdi...    -Gök yüzündeki akşam yıldızının ufukta yavaşça belirmesiyle birlikte gelen mavi gece karanlığı, tüm gerginliklerin üzerini kapatmış, gözleri mahallede yer yer beliren ateş parıltılarına ve dumanlara yöneltmiştir.      Bu ilk beliren ateşler;  genelde çocuklar tarafından toplanmış cılız çalı ve tahtalarla desteklenmeye çalışılıp, üzerinde atlama alıştırmaları yapmaya yarardı.  Ağabeylerin açıklığa yığdığı lastikler de alev almaya başlayınca,  doğal olarak bu küçük ateşler sönmeye bırakılır, böylece  herkes lastiklerin iyice yanıp atlamaya uygun yükseklikte yalım vermesini beklemeye koyulurdu.    Büyük ateşlerin iyice harlandığı  bu sırada Kara Muratlık yapmayı seven bir arkadaşımız, ... Devamı

26 07 2010

Zırhlar

Zırhlar  |  görsel 1

                                        Resim1: Bir Romalı Lejyoner Bir parça bükülebilir karton, incece olanından kara bir ip, iğne, adi bir bant ve uhu… Sanırım bunlar işimi görür! Ama bu karton çok ince değil mi ki? Olsun yahu, çamur toplarına karşı koysa yeter… Hadi bakalım aç tarih kitaplarını, olmadı biraz da savaş filmi izle, seç beğen al kendine bir savaş zırhı!...     Askeri kıyafetler neden ilgi çekicilik konusunda bu kadar iyidirler bilinmez. Duruşlarında, renklerinde bir ayrıcalık vardır genelde. Özellikle eski savaş kıyafetleri bu konuda oldukça değişik biçimler seriyor meraklı gözlere. Çağımız da her hangi iki değişik milletten birer askeri yan yana koysalar, üniformalarının üstündeki bayraklar ve yazılar olmasa çoğu kez ayırt edemeyiz kimden olduklarını. Ama eskiden öyle miydi ya, kahverengisi, kırmızısı, yeşili, demiri, bakırı, örme zincirleriyle doğu ve batı medeniyetleri oldukça değişik kıyafetler kullanmışlar savaşlarda.  Özellikle Avrupa ordularının zırh konusunda işi fazlaca abarttıklarını düşünmemek olanaksızdır. Bir Avrupa Ortaçağ atlısının görünümü, boyası dökülmüş parlak bir kola kutusunu andırır neredeyse. Sanırım Türklerde çeviklik, beden gücü ve hız daha çok önemsendiği için zırh konusunun üzerine fazla düşmemişiz. Türk askeri, rahat giysiler giymelidir ki, koşan bir attan ötekine atlayıp uzun eğri kılıcını ya da osmanlı tokadını var gücüyle basabilsin düşmanın üzerine. Söz gelimi Orta Çağ Avrupa savaşlarında binlerce Avrupalı asker, yalnızca zırhlarının ağırlığı ve çokluğu yüzün... Devamı

13 02 2010

KUM DÜZÜ SAVAŞI-2 (Mahalle İçi Savaşlar-3)

                                   => Yazının Bir Önceki Kısmını Okumak İçin Tıkla  Bir çığırtı kopararak elimdeki tüm taşları fırlattım havaya ve gülünçtür ki kendi bu kez siperlerimize doğru hücuma geçtik. Ortalığı dağıtan bu düşman askeri, kendi yıkılmaz ''Doğal'' siperine sırtına yediği bir kaç taşla beraber atlayıp gözden kayboldu hemencecik. Ama giderken de boş durmayıp bize verdiği zararı kat kat artıracak bir kaç manevra da yapmayı unutmadı. En son baştaki askerime siperini koruması için emir vermiştim ama dinlememişti işte.                 Harita6: Kum Düzünü Geri Alma Mücadelesi. Bu an, olmadık yerde olmadık mevziler almamıza neden olmuş ve cephemizde bir süre devam edecek olan çöküş ve panik havasını yaratmıştı. Benim Kuvvetim Hem Saldırı Hem Savunma Yapıyor. Kum Düzü tepesini geri almıştık... Hemen yıkılan kuyularımıza geçip savaş durumunu sürdürdük. Bu sırada düşman çoktan yeni saldırı düzenini almış ve bizim cephemizdeki karmaşayı fırsat bilip her yönden saldırıya geçmişti. Tanrım! Savaşın bu noktasında yenilecekmiydik yoksa? Ya askerlerimin yıkılan siperleri nedeniyle moralleri olduğundan fazla bozulmuşsa, ya siperlerimiz hasar gördüğünden savunma durumunu bir türlü alamazsak, cephanemizde azalmış!!!...Düşmanın sığınağı yıkılmaz doğal uçurum nasılsa! Buraları bırakıp kaçmaya başlarsak bunun utancını nasıl kaldıracağım ben? Hayır! Böyle bir şey asla olmayacak! Sonuna kadar Direneceğiz! -HAAAAAAAAAAAA!!!!!!!!!! Siperlerimizi, savaş sürerken zar zor da olsa onarmayı başarmıştık. Hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak o... Devamı

28 01 2010

KUM DÜZÜ SAVAŞI-1 (Mahalle İçi Savaşlar-2)

Yazı Dizisinin İlk Kısmını Okumak İçin Tıkla  Kum düzlüğü savaşı, yazı dizisinin ilk kısmındaki kuşbakışı harita da 1. numaralı olarak gösterilen yerde yapılmıştı. Bu savaştan sonra bugün beni en çok düşündüren şey savaşın taşlarla ve sopalarla yapılmış olmasıydı. Çocukluk cesareti işte. Bugün eline taş alan birisini görsek topuklar kaçarız herhalde...            Resim1: Kum Düzlüğünün Yandan Görünüşü. Görüldüğü Üzere Bu Yer, Tepe Eteklerinin Mahalle İçine Sokulduğu Alanın En Uç Noktasında Ve Sonunda Ufak Bir Uçuruma Varılıyor. Bu Uçurumun Varlığı Daha Sonra Bizi Çok Zor Durumlara Düşürecekti...(En Öndeki Görüntü). Kum düzlüğünde ben ve diğer arkadaşlarım yine her zamanki gibi çeşitli kuyular açıp kendimize yeni oyunlar türetiyorduk. Havanın kavurucu etkisi, öğle vakti geçmiş olduğu için hafifçe kırılmıştı. Açtığımız kuyular o kadar simetrik ve düzgündü ki aklımdan hemen ''siper gibi oldular'' diye bir düşünce geçti. Ne şanslıymışım ki o anda uzaktan bize doğru gelen bir kaç arkadaşımda beni heyecanlandırmaya yetmişti. İşte düşmanda göründü! Elimde ne varsa yere bırakıp hemen yanlarına koştum ve ''Savaş yapalımmı, yer çok uygun hadi istediğiniz adamı seçin'' gibilerden dolambaçlı bir çok laf ettim. Savaş oyunlarını başlatmak çok zordur.  Savaşta özellikle karşı takıma atmaya çalıştığınız adamlar çok nazlıdır. Annesinin ona yaramazlık yapmaması için ettiği lafları hatırlayıp, giysilerinin yıpranacağını söyleyip, taşlı sopalı bir mücadeleye girmekten kaçınmanın gerektirdiği ... Devamı

12