Su Geçirmez Ve Sertleştirilmiş Mukavva Karton Yapımı

26/11/2009 · Kategori: cesitli-arac-gerec-yapimi

 

 Plastiğe karşı ufak bir devrim  (kendi tasarımım:)

  İlkokul yıllarımda yaptığım uğraşılar çok yönlü uğraşılardı. Ve her uğraş içinde ayrı türden gereçler kullanılması da gerekiyordu doğal olarak. Uçan bir maket yapılmak istendiğinde yeğnilik (hafiflik) yönünden iyi, dişli çarklar gibi sürekli devinen ve sürtünen parçalar için sert, suya değecek parçalar içinse su geçirmez veya yüzen cisimler bulmak ve üretmek gerekiyordu.

 Gemilere ilgimin olduğu dönemlerde de kendime elektrikli motorla çalışan bir gemicik yapmak istemiştim ama ne tahtalarla uğraşacak kadar zamanım, nede yeterli becerim vardı.

Su geçirmez, sağlam ve yeğnilik yönünden iyi bir gereci bulmam gerekiyordu.

  Kâğıt veya karton akla ilk gelen seçenekler olsa da suya karşı çok dirençsizdiler.

İşte bu noktada birden plastiksi bir gerecin işime yarayacağını düşündüm. Evde kesip biçebileceğim bir plastik yüzey yoktu, o zaman bende kendi plastiksi maddemi üretecektim.

Vernik, cila gibi solventler kuruduğu zaman plastiksi bir özelliğe bürünebildiklerine göre, bende iyice seyreltilmiş cilayı mukavva kartonumun iliklerine kadar çektirebilirdim ve yeni bir yöntemin kapılarını aralayabiliridim.

 

YAPIMI

 #Araçlar

—Pet bardak,

—Karıştırıcı çubuk

#Gereçler

—Vernik veya cila

—Sentetik Tiner

—Deney amacı ile kare şeklinde kesilmiş küçük mukavva karton (Ben evde bulamadım ve oluklu karton denedim yinede oldu.)

 Kullanılan Araç-Gereçler

Resim1: Kullanılan araç gereçlerin genel görünümü.

Cila kutunuzu açın ve içinden plastik bardağa az miktarda cila aktarın.

 

Cilanın boş kaba aktarımı (Çubukla zor oldu)

Resim2: Aktarım işlemi (çöp şişle yapmam zor oldu ama elime o geldi)

 

Ardından bardağa kullandığınız ciladan daha çok olacak şekilde tineri boşaltın ve karıştırıcı çubuğunuzla iyice karıştırın, cila çözünsün.

Tineri döküyoruz (Kokusuz tiner bu çok iyi)

Resim 3,4: Tinerin dökülmesi ve karıştırılması.

Güzelce karıştırıyoruz.

 

Şimdi kartonunuzu alıp bardağın içine atın ve her yerinin ıslanmasını sağlayın.

Bardağınızın ağzını hava almayacak şekilde kapatın; böylece çözeltideki tinerin uçup sıvının sertleşmesini engellemiş olursunuz. 

Karton iyice emsin sıvıyı!

Resim4 ve 5: Son işlem. Karton aç bir şekilde cilalı tineri içiyor.

Ağzını naylon poşetle kapattık arap şehyine benzedi güzelim bardak

 

Tinerin içinde çözünmüş cilanın bulunduğu bu akıcı ve ince sıvı, kartonun içine doğru ilerlerken yanında cilayı da taşıyacak.

 Bir süre bekledikten sonra bardağın içindeki kartonu çıkarın ve kuruması için bir yere koyun.

Karton kuruyasıya kadar keskin bir koku yayar, kuruduğunda kokusu eskisi kadar keskin olmaz.

 

   İşte su geçirmeyen, içine çektiği cilanın etkisi ile sertleşmiş dayanıklı ve parıldayan bir kartonunuz oldu.

Kurumasına karşın elmas gibi parıldayan karton gözlerimizi alıyordu.

Su damlası, yüksek teknolojivari görünümlü kartonumuzun üstünde titriyor.

Resim 7: Gerçeğin ta kendisi. Su damlası olayın şaşkınlığı içinde...

 

Önemli!

#Çözeltinize ne kadar cila koyacağınız, ne kadar tiner koyacağınız size kalmış ama tineri az katarsanız cilanın kartonun içine ilerlemesini zorlaştırırsınız. Çok tiner koyarsanız da, kartonun suya karşı direncini sağlayan cilanın etkisini azaltırsınız. Sonuçta tiner uçup gidecek…

Diyelim ki sabırsız davrandınız ve kartonu hemen çıkarıp kuruttunuz veya cilayı az tuttunuz.

O zaman karton suyu içine az da olsa alacaktır ama yinede suyun etkilerine karşı direnç kazandığını ayırt edebilirsiniz.

#Bu deneyde elimde mukavva olmadığı için oluklu karton kullandım.  Sertleşme olmasa da su geçirmeme özelliğini korudu. İçinde hava boşlukları olan oluklu kartonlar ne kadar sert olabilirdi ki:)

#Kokusuz tiner kullandım ama cila kokuyordu yinede. Tinerin kokusuz olduğuna aldanmayın koku yok diye ağzını açıkta bırakırsanız eskisinden daha zarara girersiniz.:))

  Bu yöntemi bulduktan sonra yaptığım gemicikte kullandığım en etkin parçalar mukavva kartondan oluşuyordu. Düşünsenize, gemiyi ilerleten ve suyun altında bulunan en önemli parça olan pervaneler kâğıttan (sonuçta kâğıt kökenli) yapılmıştı!...


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Japon Yapıştırıcısı Nasıl Çıkar Ve Ne Çıkarır -İşe Yarıyor,Sinir

22/11/2009 · Kategori: kullanisli-bilgiler

 

Eskiden japon yapıştırıcısı benim için bir korku kaynağıydı çoğunlukla. Büyüklerimin ''ameliyatla bile çıkaramazlar'', ''kutusu 15 lira'' gibi söylemleri etkili olmuştu doğal olarak bu korkunun oluşmasında.  (Evdekileri bitirince küçük tüplerin tanesinin 25 kuruş olduğunu geçen sene öğrendim:)

 Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Japon yapıştırıcısı göz için gerçekten tehlikelidir. Çoğunlukla tüplerin kanallarını açmak için uzun kanalı hızlıca tıklatan arkadaşlarımın gözüne sıçradığını duymuşumdur. Hatta bir tanesinin tam göz bebeğine gelmiş ve gözün üstünde bir mercek gibi kalarak etrafı yamuk yumuk görmesine sebep olmuş ve hemen banyoya koşarak kendisi çıkarmış mereti...

*Bu yüzden kanalı açmak istediğinizde çevrenizde önemli plastik araç gereçleriniz olmasın ( bazı plastikleri eritiyor) ve ille de tıklatmak isterseniz başınızı tüpe doğru çevirmeyin. İğne ve benzeri aletlerle kanalı açamadıysanız kanalı uygunca kesin, hiç kullanamamaktan iyidir. Küçük tüpleri satın alırsanız  tıkanma sorunları ile karşılaşmazsınız.

Japon yapıştırıcısı ile ilgili bilgi

 

NASIL ÇIKARILIR?

Japon yapıştırıcısı eğer elbiselerinize bulaşmışsa fazla ümitlenmeyin, çünkü sertleştiği zaman plastikleşen bu madde, elbise liflerinin arasına girdiğinde artık geriye dönüş yoktur. Üzerinizde sevdiğiniz bir giysi varsa yapıştırıcıdan uzak durun.

 

Tırnağınıza veya derinize öylece damlamış ve kurumuşsa, elinizi sıcak suyla yıkar ve güzelce krem sürerseniz bir iki günde tamamen çıkabilir. Unutmayın ki derinizin altındaki ter ve yağ bezleri yapıştırıcının tutunamayacağı nem sağlayan sıvılar üretiyor sürekli. (Üstteki ölü derininde kendi kendine aşındığını unutmamak gerekir)  Jiletle kazımayı falan denemeyin, kızartırsınız, canınızı yakarsınız, zamanınız boşa gider. En iyisi nemli tutmak.

 

İki parmağınızı hunharca birbirine yapıştırmışsa  üstteki gibi ellerinizi sıcak suda falan bekletip derinizin ıslanmasını sağlayın. Jilet gibi keskin ve ince bir araç kullanarak elinizi kanatmadan iki parmağınızın arasındaki yapıştırıcıyı keserek açmayı deneyebilirsiniz. Ama bunu kimin yapacağına kendiniz karar verin tehlikeli sonuçta. Daha büyük bir alana yapışmışsa bir doktora görünmek şarttır.

Göze gelmişse hemen bir sağlık ocağına koşun.

Önemsiz metal bir yüzeydeyse alev tutarak zayıflatabilirsiniz.

 

ASETON, TİNER gibi sentetik sıvıların Japon yapıştırıcısını zayıflattığı bir gerçek ama kesin bir etki yaptığı söylenemez.  Aseton, rot ring kalemleri ve bazı plastikleri eritiyor aman dikkat. Tiner de patlayıcı alev alıcı zehirli bir sıvıdır.

Benim yöntemlerim bunlarla sınırlı. En iyisi en başından dikkatli davranmak.

 

Japon yapıştırıcısını her kullandığımda hala gözlerime mavi ameliyat masasında bekleyen eli neşterli doktor hayali gelir:)...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dalgıç Küreler (Mikro Denizaltılar Veya Deniz Anaları:)

10/11/2009 · Kategori: Kimya-Fizik Ugraslari

 İçi su dolu saydam şişelerle oynamak birçokları gibi benimde güzel bir eğlencemdi bir zamanlar.

Şişeyi kulağıma dayayıp çalkalandıkça çıkan seslerle ne hayaller kurardım...
Ardından şişenin içine boncuklar, renkli simler ve misketler atıp apayrı dünyalara dalardım.

Doğaldır ki birçok gözlemimi de bu oyunlar sırasında yapardım o yaşlarımda. 
İşte yine böyle bir oyun sırasında içi ağzına kadar su dolu 2,5 litrelik gazoz şişesinin içine küçük toplar haline getirdiğim suda batıp batmamakta kararsız olan alüminyum folyo parçaları attım. 
 Şişeyi sıkıca kavrayıp biraz çalkaladım, folyolar batmaya başladı. Bu sıradan bir olaydı elbette. Ama şişeyi masanın üzerine koyduğum zaman bir de ne göreyim, folyolar birden yukarı doğru yöneldiler.
Şişeyi sıktıkça folyolar suyun dibine kadar batıyor, sıkmayı bırakınca yukarı doğru hızla çıkıyorlardı. Şişeyi sıkmak için çok güçte harcamıyordum ve bu da beni şaşırtmaya yetiyordu.
İşi abarttım ve çok değişik şekillerde bir sürü kürecikler yapıp şişenin içine attım.
Artık elimde oynayacak yeni bir oyun bulmuştum. Kürecikleri suyun ortasında tutmaya çalışmak bile ayrıca eğlenceydi.

Yıllar sonra bu olayın nasıl meydana geldiğini bulduğumda ise artık yaşım çoktan geçmişti oyunlar oynamak için...

Şişeyi sıktığımda iç basınç yükseliyor ve folyonun içindeki hava kabarcıklarının hacmi azalıyor. Ve bu nedenle kürecikler batıyor. Basınç kalktığında ise hava kabarcıkları genişliyor ve kürecikler yüzmeyebaşlıyor. Denizaltılarda da buna benzer bir yöntem kullanılıyor.

 

Dalgıç Kürelerin Yapımı.

Araç Gereçler

#Kolayca sıkılabilen ve eski halini geri alabilen herhangi pet şişe (Yeşil gazoz şişeleri iyidir)
#Su
#Alüminyum Folyo

 

Resim1:Küreciklerin boyutları... Mantar (veya denizanası) şeklinde olanlar daha göz alıcı ve suda dik şekilde yüzüyorlar.

    Bu uğraşıdaki en önemli nokta küreciklerin boyu ve ne kadar sıkı olduğudur.
Eğer kürecikleri çok sıkı ve sert yaparsanız suya hemen batarlar. Çok gevşek veya büyük kürecikler yaparsınızda suya batmamak için direnirler.
Küreciğinizi suya attığınızda suyun içine doğru batar gibi yapıp sonra yavaşça yüzeye çıkıyorsa olmuş demektir. Açıkçası ne yapacağını bilemeyen kararsız ve uyuşuk kürecikler bizi eğlendirecek.
Kolaylık olsun diye bir kabı su ile doldurup yaptığınız küreciklerin hangilerinin bu duruma uygun olduğunu ayarlayabilir, deneyip seçebilirsiniz. 
  Şimdi pet şişenizi alıp ağzına kadar çeşme suyu doldurun ve içine dalgıç küreciklerinizi - zedelemeden- (çünkü hemencecik bozulabilirler), atın. Son olarak şişenizin kapağını sıkıca kapatın ve işte eğlenceniz hazır!

 

  Şişeyi hafifçe sıktığınızda suyun en üstünde yüzen ve şişe kapağına yakın olarak gizlenen küreler birden aşağı doğru dalmaya başlayacak ve hız kesmeyip dibe çarpacaklar. Şişe gevşediğinde ise tekrar yüzeye doğru yol alacaklar. Küreleri şişenin ortasında sabit olarak bekletmeye çalışmayı da deneyin.


-En iyi dalgıç küreler en az güçle dibe batanlarıdır- Diğerleri sizi zorlar veya hiç hareket etmezler.                          

 Bir adım ileri gidebilmek...Şimdi düşünüyorum da aslında böyle bir şişeyi odamda süs aracı olarak kullanabilirim...

Geçmiş günlerde yaptığım bir deneyde pet şişenin içine çelik sünger tellerinden bir elektrikli ısıtıcı koymuştum. Elektrik verdiğimde tel ısınıyor ve içerideki basıncı artırıyordu.

Çıkışına röle bağladığım zamanlayıcı bir devre ile kürelerin otomatik olarak inip çıkmasını sağlayabilirim belki...(Ama zamanımın olacağını hiç sanmıyorum:)

Resim2: Uğraşının gif hali.



Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Tavuklu Saatler... Eski Günlerin Güzel bir Hatırasının Dönüşü.

4/11/2009 · Kategori: Bastibacakken___


Köy evinde sakin bir gün... 
  Dışarıda avluya kar mı yağıyor yağmur mu belli değil. Ama soğuk olduğu kesin. İçerideki soba sıcacık,  uçları yanmış ve yırtılmış halıların tabanı kapladığı odanın içerisini ısıtmış, odaya yanık bir yufka kokusu yayılmış. Ve siz ince bir camın ardından tahta çerçevelerden sızan havanın etkisiyle de biraz üşüyerek dışarıyı seyrediyorsunuz...

 Ama bir ayrıntı ilginizi çekiyor; camın eşikliğindeki şirin bir saat.
O da nesi? Camın içinde bir şey kıpırdıyor, böcek mi acaba, ama oraya nasıl girmiş?
Yaklaşıyorsunuz saate, kafası oynayan bir tavuk var! Belki de horozdur ama yanında civcivleri var, tavukta olabilir horozda ama ne fark eder ki, bu tavuk yem yiyiyor! Yanında da sarı sarı küçücük civcivler...


 Konuk olarak geldiğiniz bu şirin köy evinde oynayacak bir şeyi daha bulmanın sevinci ile annenizin yanına koşup saati gösteriyorsunuz ama anneniz bunun kendi çocukluğundan beri var olan bir saat olduğunu söylüyor. Şaşırdım doğrusu, böylesine ilginç bir saat ta eski zamanlarda da mı varmış? Oynayamıyorum gerçi tavukla,  yemlenip duruyor camın ardında.
En azından çırıl çırıl öten zili ile oynayabilirim ama...

 Çoğumuz görmüşüzdür bu tavuklu saatleri. Özellikle milletçe bilinçaltımıza nedense derin bir etki bırakmış olmalı ki her görende ufak bir duraksatma etkisi yapabiliyor kolayca.
 

İşte benim de hafızamada bastıbacaklığımda kazınmış ve yıllar sonra bir saatçide yepyeni ve gıcır gıcır tavuklu saati görünce içimde hemen ‘'işte buldum'' hissi uyanıverdi.Tanıdık bir saatçi olmasını da fırsat bilerek hemen aldım bu şirin makineyi .Çok sesli çalıştığından odamda sürekli kullanabileceğimi sanmasam da önemli değil, Eski günlerin düş gibi ve tatlı esintilerini yakalayabilmiş olmam daha önemli benim için :)
Eskilerde kalmış olan bu saatin yeni üretilmiş olanını  bulmama ise benden çok çevremdeki büyükler şaşırdı.

Bu saatler bildiğim kadarı ile 1960 tan bu yana varlar, daha da eski olabilirler çünkü yurt dışı kaynaklılar.  Saatler Serkısof tarafından ilk çıkarıldığında o kadar sevilmişler ki diğer saat markaları da hemen benzerlerini üretmekte gecikmemişler.  Modeller değişsede değişmeyen tek şey  civcivleri ile çiftlikte sakince yemlenen tavuk olmuş.

 Eski günlerin anılarını bir kez daha tazelemenin keyfini yaşamak gerçekten hoş bir duygu. Yaratıcılık duygularımı fazlası ile canlandıran bu saate baktıkça onun bende hissettirdiği duyguların daha derin olduğunu fark ediyorum:) Tavuk arkadaşım, tik tak sesine alışık olmasam da yağmurlu camın ardından yemlenmeye devam edecek artık...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Ev Yapımı Çakma Flüoresan Lamba Yapımı ( VakumTüpü Yapımı Veya P

30/10/2009 · Kategori: Kimya-Fizik Ugraslari

-Kendi Tasarımımdır-
(Elektrik bilginiz yoksa mutlaka bir bilenden yardım alın. Tüp kısmı önemli değil ama elektrik kaynağı yüksek voltaj istiyor. Basit çakmağın dışında gerilim kaynağı kullanmak isterseniz tehlikeli olabilir.)

Kısaca ve basitçe vakum tüpünün görünümünü açıklamak gerekirse içine elektriğin girebilmesi için teller sokulmuş ve havası boşaltılmış bir tüptür. Camdan veya herhangi başka maddelerden yapılmış olabilmekle beraber, bu hava boşluğunun gerilimle beraber bir ışın üretebilmesi için içine çeşitli oranlarda değişik gazlarda konulmuş olabilir. 

 Neden havasının boşaltıldığı sorusuna gelince: Hava iyi bir yalıtkandır ve elektriği, çok yüksek gerilimler uygulanmadıkça iletmez. Havayı çekip aldığınız zaman ise ortam eğer başka bir yalıtkan madde ile dolu değilse  elektriği önceki durumuna oranla iyi iletir. 

Işık Saçan Tüpler
Tüpün içine konulan gaza yeterli gerilim uygulandığında ise gazı oluşturan atomların dış yörüngelerine sürekli elektronlar girer ve bu elektronu istemeyen gaz atomları, aldıkları bu enerjiyi bir ışın şeklinde uzaya yayarlar ve tüpün dışına sürülmüş özel maddeler bu ışını görünür ışığa çevirirler. İşte en kaba en basitçe flüoresan lambalar böyle çalışır. Bu tüpler aslında çoğu yerde kullanılır. Transistör yapımında, televizyonlarda, röntgen ışını yayan cisimlerde vs.


İşte bu türden bilgilere ulaştığımda işin büyüsüne kapılıp bende basit bir tüp yapmak istedim.

Bunun için öncelikle bir tüp bulmalıydım ve havasını iyice boşaltmalıydım. Hava pompaları, tüpü ısıtarak havasını alma gibi yöntemler maliyetli veya kullanışlı değildi.
 Aklıma şırıngalar geldiğinde ise yüzümde bir gülümseme olmuştu. 30 kuruşa aldığım kauçuksuz şırınganın uç deliğini kapatıp pistonu geri çektiğimde parmağımı acıtacak kadar vakum elde edebiliyordum.
Tek sorun pistonu bıraktığımda dış basınçtan dolayı büyük bir hızla geri çekilip ilk durumunu almasıydı. Onu da pistonu güzelce sabitleyerek hallettim. 
 Bütün düzeni kurduğumda elektrikli çakmağın tabancasındaki yüksek gerilim nedeni ile oluşan mavi kıvılcım atlamalarını tüpün tellerine yönlendirdim ve karanlıkta baktığımda çok hoş ve bir görsel şölen oldu. 
Tüpün içinde ışık saçan masmavi bir ışın oluşmuştu. Ortalığı aydınlatacak kadar ışık olmasa da, basit bir çakmak kıvılcımının tüpün içinde oluşturduğu romantik kıvılcımlar beni mutlu etmeye yetmişti.  Atomun Yapısını Anlama Çalışmalarında Katot Işını Tüpünün Yeriyle İlgili Bir Bağlantı(Tıklayın) 



Bir adım ileri gidebilmek…



Eğer bulabilirsem cıva kullanarak morötesi ışın üretimini deneyeceğim. Çeşitli gazları kullanarak belki renk değişimini sağlayabilirim.
Çakmak kullanmak çok kullanışsız olduğu için yüksek gerilim üreten bütünleşmiş bir devre yapacağım. Bunun içinde, işime yarayacak bir transformatör bulmam gerekiyor. Piyasada 3 liraya satılan transformatörler istediğim gerilimi üretemesede çalışmaya devam ediyorum Örnek Kıvılcım üretici Devre şemasını aşağıda verdim. Devre  Elektroşok tabancalarındaki devre. Tehlikeli olabilir.

TÜPÜN YAPIMI
Araç Gereç
• 1 tane (siyah kauçuk pistonsuz) basit şırınga
• Çıplak bakır tel (teller parlak ve temiz olmalı)
• Eritilerek kullanılan türden silikon
• Japon yapıştırıcısı
• İğne
• Elektrik kıvılcımı üreten bir alet, devre veya çakmak (BU KISIMA DİKKAT! SAKIN ŞEHİR ELEKTRİĞİNE BAĞLAMAYIN, ÖLDÜRÜCÜ OLABİLİR... Basit Çakmakların Tehlikesi Yoktur,  Ben set üstü  ocaklardaki çıt çıt eden çakmaklarıda kullandım. Kıvılcımın çıktığı demirle girdiği demir + ve eksi diyebileceğiniz kutupları oluşturur.
 
   
Yapımı:

DİKKAT: Şırınga iğnesi hiçbir işimize yaramayacak. İğneyi çıkarın.
Resim:1 Kullandığım bazı araç gereçler.  Görüldüğü gibi bulunabilir şeyler.

Öncelikle şırınganızın pistonunu çekerek tüpten ayırın.
#Pistonun sıkıştırıcı tablasının arkasına iğne ile öteki taraftan çıkacak şekilde güzel bir delik açın (Kullandığınız telin çapından büyük olmasın, işiniz zora girer). Kauçuk pistonsuz şırınga kullanmamın sebebi deliği delmekte zorluk çekmek istemiyor olmam.


Resim2: Pistonun arka taraftan delinmesi.


#5-6 cm çıplak bakır tel kesin ve arka delikten sokun, ön taraftan 3-4 mm kadar çıkacak şekilde bırakın ve bu ufak çıkıntıyı piston tablasına doğru tam olarak yatırın.



Resim3ve4: Arka telinin yalıtımının soyulması ve pistona geçirilmesi.

#Arka deliğe Japon yapıştırıcısını damlatıp kurumasını bekleyin. Japon yapıştırıcısı ön taraftan dışarı çıkıp taşmasın, telin uç kısmını kirleterek iletken özelliğini kısıtlamamaya dadikkat edin.
#Yapıştırıcı kuruduktan sonra üstünden bir daha geçin, isterseniz bunun üstüne de uygun şekilde silikon sıkın. Telin çıktığı arka deliği kapatırken yapıştırıcı sürme işini abarttım çünkü 
Vakum nedeni ile oluşacak en ufak hava sızıntısı aleti boşa çıkarır.


#Şimdi elinizde önünden birkaç milimetrelik küçük bir tel çıkmış, arka tarafından ise 5,6 cm lik bir tel çıkıntısı olan bir piston var. Arkadaki uzun teli daha sonra gerilim kaynağımızın bir kutbuna bağlayacağız. Öndeki küçük çıkıntıdan ise zıt kutba doğru uzanan ışık saçan elektronlar çıkacak.


Resim7 ve 8 :Bitmiş pistonun ön ve üst görünümü.




# Şimdi bu pistonu tüpe geri takın ve şırıngadan su fışkırtırken yaptığınız şekilde iterek şırıngayı normal hale getirin. Önden bıraktığınız 5-6 mm lik çıkıntıyı tablaya doğru eğmemizin sebebi şırıngayı tamamen sıktığımızda telin çarpmanın etkisi ile eğilip yapıştırıcıları çatlatmamasıdır.
#Şırınganın önündeki, önceden iğnenin takılı olduğu delikten içeriye yine 5-6 cm lik çıplak tel kesip sokun. Teliniz, piston sonuna kadar takılı olduğundan doğal olarak içeri fazla giremeyecektir. Tel ilerlemeyi durdurduğu anda sıcak silikonu delikten içeri basın. Ufak tüneli tam doldurmayın, yoksa içerideki telide silikonla kaplayıp iletken yüzeyi kapatırsınız. Önemli olan öndeki bu delikten de içeri havanın sızmaması. Silikonla işiniz bittiyse silikonla tüp yüzeyinin birleştiği yerleri Japon yapıştırıcısı ile kaplayın ki yumuşak silikonun üstü sert bir koruyucu tabaka ile kaplansın.




Resim 9:Ön telin yalıtımı soyuluyor.


Resim 10: Hava sızmaması için şırınganın önüne ve tele silikon sıkılıyor.


Resim 11: Ve  hazır!
#Tüpümüz hazır! Ama vakumlanması gerekiyor, Bunun için pistonu geriye doğru sonuna kadar çekin ve Şırınganın kanatları ile Arka tablasının arasına bir nesne koyun. Böylece geri kaçma sorunu kalmayacak. Ben araya ikiye ayırdığım bir mandalın parçalarını koydum. Tüpün vakumu yapıştırıcıya gerek duymadan iki nesneyi sıkıca tutuyor.


Resim 12: Tüpün %100 bitmiş durumu.

 


Resim13: Şematize edilmiş tasarı.


#Şimdi önden ve arkadan uzanan iki tele elektrik kaynağınızın + ve – Uçlarını bağlayabilirsiniz. 
Karanlık bir odada oluşan mavi ışıltıyı görebilirsiniz.

 Resim14: Tüpten gelen ışıltılar .Tüpün üstündeki TSE Onayına dikkat.GülümsüyorHavali


DENEYİN İZLENCESİ (VİDEO)

http://www.youtube.com/watch?v=GvYjQTNC1Io

 BU VİDEODA  ocak elektriği kullandım. Eğer siz aşağıda verdiğim devre gibi sürekli bir akım kaynağı kullanırsanız elinizde saatlerce yanan deneysel bir mavi kıvılcım lambası olur.

Sanal ortamda bulduğum ‘’Sürekli ve 20 KHz frekansında yüksek voltaj üreten’’ devrenin şeması. Bu devre ile çakmağın yarattığı kesikli çakmalardan ve çakmağa tel bağlama gibi zorluklardan kurtulabilirim.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::